38,0129$% 0.26
41,7889€% -0.59
49,3815£% -0.91
3.768,40%-0,74
3.089,00%-0,82
9.476,33%-0,08
Av. Özlem Kanay Balyeli yazdı…
Dergimizin bu sayı konusu, tarih itibarı ile, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız.
Daha önceki yıllarda aynı kapsamdaki yazılarımda Cumhuriyet ile ilgili paylaşımlarda bulunmuştum. Onları, özellikle de geçen yıl, 2.Yüzyılımıza girerken olan yazımı okumayanlar için, tekrar hatırlatmada ve daha doğrusu okunması ricasında bulunarak, Cumhuriyetimizin 2. Yüzyılının ilk Yılı konulu yazıma geçiyorum.
Doğrusunu isterseniz, 2. Yüzyılımızın ilk yılına, pek de keyifli başladığımız söylenemez. Mutsuzluk ve umutsuzluk, covid salgınından hızlı yayılıp toplumu tüketmiş durumda. Herkesin bununla ilgili söyleyecek sözü, dayandıracağı bir sebebi elbette vardır. Başta ekonomi olmak üzere, sosyal değerlerimizin yitirilmesi, kültürel yozlaşma, sağlık ve eğitim sistemlerindeki vs. kısacası her alandaki sıkıntılar, anlatılan konulardır.
Bununla birlikte, ben başka bir açıdan, daha doğrusu kendi bakış açımdan, bu toplumsal cinnete varan buhranlı hallere sebep olduğunu, yok yok düzeltiyorum, kaybolduğunu düşündüğüm bir kavramdan bahsetmek istiyorum : ADALET !
Mademki 29 Ekim Cumhuriyet Bayramındayız, önce Cumhuriyet değerleri kronolojisinde, en üst sıralarda önem arz eden bir kurumu hatırlayalım.
Benim ve eşimin de yüksek dereceyle girip okumuş olmakla her zaman gururunu taşıdığımız, ANKARA HUKUK FAKÜLTESİ,
1925 yılında Atatürk’ün katılımıyla ve şu sözleriyle açılmıştı.:
“CUMHURİYETİN MÜEYYİDESİ OLACAK BU BÜYÜK KURULUŞUN KÜŞADINDA DUYDUĞUM SAADETİ HİÇBİR TEŞEBBÜSTE DUYMADIM.”
1925’te Cumhuriyetin Kurucusu Dünya Lideri Mustafa Kemal Atatürk’ü heyecanlandıran adalete olan inanç ve güven, bugün bizlerin içinde sarsıldığı için, işte bu kadar mutsuz /umutsuzuz..
Ancak, sebebine açıklık getirmem gerekir ki, bahsettiğim sadece yargı bağımsızlığına dair bir adalet kavramı değildir.
Toplumsal huzur ve refah bakımından yüksek standarda erişimin, adeta bir bina temeli, kolonu, taşıyıcı sistemi, olmazsa olmazı, Yargı Makamlarından önce; bireysel ve beynelmilel, geçmişten geleceğe, 2.yüzyılda, ya da 3,5,7’incide değil,
Sonsuz Yüzyıllarda,
VİCDANİ ADALET’tir.
Peki vicdani adaletle, bu toplumsal mutsuz umutsuz hallerimizi nasıl ilişkilendirdik ki.?
Bireysel vicdan terazisinin kefesi bozulup, yanlış tartmaya başlarsa, Toplumsal Adaletin dirhemi de, huzur ve refah dağıtacağına, işte böyle günden güne artan sıkıntılar dağıtmaya devam eder.
Neden öyle, çünkü matematik belli, ne derler bilirsiniz:
‘’Ne doğrarsan aşına, o çıkar kaşığına..’’
Çözüm var mı.? Tabi ki ve hiç şüphesiz var. Cumhuriyete sahip çıktığını söyleyenlerle, Cumhuriyete sahip çıkıyormuş gibi görünenlerin, “mış” gibi söyleyip, görünmeyi bırakıp, bir an önce kendi terazilerine bir adalet ayarı vermeleri iyi bir başlangıç olabilir.
İyi de Cumhuriyet sahipsiz mi kalsın?
Kimsenin şüphesi olmasın ki;
Dünya tarihinin en büyük kurtuluş mücadelesi ile kurulan, 1923’ten beri, yaşadığı onca talihsizliğe, üstünde oynanan iç ve dış oyunlara rağmen, asıl o bize, hepimize sahip çıkan
Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet payidar kalacaktır.
101 yaşındaki, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız, kutlu, mutlu, umutlu olsun.
YAŞASIN CUMHURİYET !
BİR YIĞIN SORUNLA AÇILAN OKULLARIMIZ